Çember Tekniği Nedir? Bir Gözlem ve Eleştiri
Evet, çember tekniği… Herkesin hakkında bir şeyler söylediği, ama gerçekte tam olarak ne olduğunu bilmediği bir kavram. Ya da bir bakıma, belli bir kesimin “yeni moda” diye savunduğu, diğerlerinin ise sadece bir eğitim aracından ibaret olarak gördüğü, nadiren de gerçekten işe yarayan bir şey. Şimdi, ben de bu “yeni moda”yı tartışmaya açmaya karar verdim. Biliyorsunuz, İzmir’de yaşayıp sosyal medyada aktif olan biri olarak, tartışmayı seven biriyim. Çember tekniği gerçekten etkili bir araç mı, yoksa sadece modern eğitim jargonunun bir parçası mı? Gelin bunu birlikte sorgulayalım.
Çember Tekniği Nedir?
Çember tekniği, aslında temel olarak katılımcı bir iletişim metodudur. Bir grup insanın, çoğu zaman bir daire şeklinde oturduğu ve sırayla birbirine söz verdiği bir uygulamadır. Temelde, herkesin eşit bir şekilde ifade hakkına sahip olduğu, açık ve samimi bir iletişimin mümkün olabileceği bir ortam yaratmaya çalışır. Genellikle eğitimlerde, grup terapilerinde ve bazen de iş dünyasında uygulanan bir tekniktir. Ama nedir, ne değildir sorusunun cevabı her zaman net değildir.
Yani, bir odada toplandığınızda bir çemberin etrafında oturuyorsunuz ve herkes sırayla bir konu hakkında fikrini belirtiyor. Tamam, basit değil mi? Ama gerçekten bu kadar basit mi? Herkes sırayla konuşuyor diye gerçekten daha verimli bir şeyler elde ediliyor mu? O yüzden hemen söyliyim: Çember tekniği, başlangıçta kulağa harika bir şey gibi gelse de, gerçek uygulamada bazı ciddi sıkıntılar barındırıyor.
Çember Tekniğinin Güçlü Yönleri
Çember tekniğinin en güçlü yönü kesinlikle eşitlik ve katılım fikridir. Herkesin söz hakkı olduğu bir ortamda olmak, kesinlikle kimseyi dışlamadan, tüm katılımcıların fikirlerini rahatça ifade edebildiği bir iletişim ortamı yaratmak, teoride çok cazip bir şey. Özellikle sınıf içi eğitimin önemli olduğu bir dünyada, her bireye eşit bir söz hakkı tanımak güzel bir yaklaşım olabilir.
İzmir’de, sokakta gördüğüm tartışmalarda bile, bazen insanların birbirlerine hiç fırsat vermediğini düşünüyorum. Fikirler çatıştığında, çoğu zaman insanlar kendi bakış açılarına sıkı sıkıya bağlı kalıyor ve kimse diğerine “senin ne düşündüğünü duyabilir miyim?” demiyor. İşte tam bu noktada çember tekniği işe yarıyor. Gerçekten de, bir grup insanın sırayla söz alması, bazen uzun süredir baskılanan fikirlerin ortaya çıkmasını sağlıyor.
Ayrıca, özellikle iş dünyasında yapılan toplantılarda, katılımcıların birbirini dinlemesi için harika bir yöntem olabilir. Bazen toplantılarda, herkes bir şeyler söylemeye çalışırken, aslında ne söylediklerini anlamadan, sadece ses çıkarmak için konuşuyorlar. Çember tekniği, bu kaosu ortadan kaldırıp her katılımcıya sırasıyla söz vererek, daha derinlemesine bir tartışma ortamı yaratabilir.
Çember Tekniğinin Zayıf Yönleri
Ama şimdi gelelim işin zayıf kısmına. Çember tekniği ne kadar idealist görünse de, pratikte pek de öyle verimli sonuçlar doğurmayabiliyor. Öncelikle, herkesin sırayla konuşmaya zorlanması, bazen yapay bir samimiyet yaratıyor. Bir noktada, insanlar sadece sıralarını beklerken, başkalarının ne söylediğini gerçekten dinlemiyorlar. Bu da, aslında söz hakkı verilse de, çoğu kişinin daha derinlemesine bir analiz yapmaktan çok, sadece “ben de bir şey söylemeliyim” gibi bir baskı hissederek konuştuğu bir duruma dönüşüyor.
Bir başka problem ise, katılımcılar arasında ciddi bir eşitsizlik olabileceği gerçeği. Her ne kadar herkesin söz hakkı olduğu söylesek de, bazen bazı kişilerin kendilerini daha fazla ifade etmeye çalışan ve bu konuda daha rahat olan bir yapısı olabilir. Bunun da çemberin “eşitlikçi” yapısına zarar vereceği çok açık. Hatta bazen, daha sakin ve çekingen bireyler, seslerini çıkaramayabiliyorlar.
Ayrıca, çember tekniği her duruma uygun olmayabilir. Mesela, yoğun bir kriz ortamında ya da gerçekten kritik bir konuda hızlı kararlar alınması gereken bir durumda, çember tekniği sadece vakit kaybı olabilir. İnsanlar sırayla konuşurken, bir saat sonra bir karar alamamış olmak, gruptaki herkesin “kendine gelmesi” için yapılacak bir terapi seansı gibi gelebilir. Kısacası, her durum için ideal bir yöntem değil.
Çember Tekniği Gerçekten Etkili mi?
Bunları düşündükçe, çember tekniği hakkında soru işaretlerim çoğalıyor. Gerçekten etkili bir yöntem mi, yoksa sadece “herkesin fikirlerini duyma” gibi güzel bir niyetle yapılan ama çok da işe yaramayan bir şey mi? Eğer herkesin aynı seviyede katılım gösterdiği ve dinlendiği bir ortam yaratılabilirse, evet, güzel işler ortaya çıkabilir. Ama bu, gerçekten de zor bir hedef.
Ve aslında şunu da sorgulamak gerek: Bu kadar katılımın olduğu, herkesin sırayla söz aldığı bir ortamda, gerçekten herkesin kendini ifade etmesi, daha verimli sonuçlar doğuruyor mu? Hangi durumlarda çember tekniği tam anlamıyla faydalı olabilir ve hangi durumlarda tamamen bir zaman kaybına dönüşebilir?
Sonuç: Çember Tekniği Mi, Başka Bir Yöntem Mi?
Çember tekniği, bazı durumlarda gerçekten anlamlı ve faydalı olabilir. Ama her zaman da böyle olduğunu söylemek zor. Eğer amaç, herkesin görüşlerini dinlemek ve bir konu üzerinde derinlemesine tartışmaksa, bu yöntem gerçekten işe yarayabilir. Fakat, zaman zaman daha pratik ve hızlı sonuçlar almak gerektiğinde, başka yöntemlere yönelmek daha mantıklı olabilir.
Sizce, çember tekniği her zaman ideal bir çözüm mü? Yoksa bu sadece “herkesin söz hakkı olduğu bir dünyada yaşama” idealiyle oluşturulmuş, biraz fazla teorik bir yöntem mi?